•   ''Mr.Nobody'' (E.A.F)    1        0         Başlığı bildir

    “Barış İçin Dizeler” adı verilen bu şiire dizeleriyle katkı sunan şairler ise; Meltem Ahıska, Oğuzhan Akay, Gülten Akın, Merih Akoğul, Hulki Aktunç, Teoman Aktürel, Sina Akyol, Orhan Alkaya, Melih Cevdet Anday, Behçet Aysan, Mehmet Başaran, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Süreyya Berfe, Nur Bulum, Eray Canberk, Mazhar Candan, Ali Cengizkan, Metin Cengiz, Erol Çankaya, Cevat Çapan, Müslüm Çelik, Çınar Ciğ, Veysel Çolak, Arif Damar, Refik Durbaş, Salih Ecer, Gültekin Emre, Enver Ercan, Müştak Erenus, Abdullah Rıza Ergüven, Ebubekir Eroğlu, Seyhan Erözçelik, Cezmi Ersöz, Turgay Fişekçi, Hamdi Gedik, Tarık Günersel, Aydın Hatipoğlu, Gunseli Önal, Özdemir İnce, Orhan Kahyaoğlu, Semih Kaplanoğlu, Sefa Kaplan, İsmet Kemal Karadayı, Hidayet Karakuş, Turhan Kayaoolu, Mehmet Kemal, Şükran Kurdakul, Akif Kurtuluş, Onat Kutlar, K. İskender, Kerim Mert, Özkan Mert, Mehmet Müfit, Lale Müldür, Seyyit Nezir, Mehmet Ocaktan, Ahmet Oktay, Fergun Özelli, Adnan Özer, Kemal Özer, Lütfu Özkök, Ali Püsküllüoğlu, Sennur Sezer, Zafer Şenocak, Cahit Tanyol, Tuğrul Tanyol, Berin Taşan, Suha Tuğtepe, Engin Turgut, Gürhan Uçkan, Mehmet Uzun, Mehmet Fikri Ünal, Kubilay Ünsal, Ramazan Üren, Aydoğan Yavaşlı, Hilmi Yavuz, Necati Yıldırım, Hüseyin Yurttaş, Can Yücel, Nihat Ziyalan ve Gülsüm Akyüz idi.

    Evsiz kapılardan girip çıkıyorum
    Kalbim dünyanın ortasında bir menekşe
    Neft ve kan, zambak cesetlerinde çürüyen leke
    Çakı bile çekemediğim iki karanlık arasındayım
    Karda bir çiğdem, dikende bir kuş gibi yakıp kavrulan yanıp kavrulan bir akıl
    Anın sıkı dokusuna sığınan yoksul akıl, alkışların uğultusuyla
    Büyütür bütün savaşların anasını; ah Asur!
    Savaş, ah tükenen karanlık
    Topallayan deli kalbim, böyle başlamak istemezdim
    Kimdi bana insanlığın soylu bir geleceği olacak diyen
    Alev gözler alevleri yardı ölü çocukların ak gözlerini anmak için…
    Duyamam yaprağın sesini orman gümbürderken
    Olmak veya olmamak, bütün hatırladığım bu
    Yaşam da kanıyor insan da, ensemizde ölümün soluğu
    İyi savaşlar sayın seyirciler, devam edin seyirci kalmaya
    Naklen cinayet çağı bu, katilin yüzü flu
    “Derslerinizi sakın ihmal etmeyin”
    Şiir unutmaz, “canlı yayın ” yapsa da ölüm
    Savaş, içi dışı kül kokar
    Savaş, iki ağzı kırık bir kama
    Başkalarının kanıyla da ölebilir insan
    Şimdi yalnızca adları Savaş ve Zafer olan çocukların dönüşünü düşünüyorum
    Ölümün adıyla
    Kan diyorum kan ve fırlıyorum ayağa, tutun şu savaşı
    Acıların ve düşmanlıkların yıldızlararası dönemi bittiği zaman
    Orion’un uyum şarkıları çıkacak aramızdan
    Hangi savaş yüz akıyla çıkmıştır savaştan
    Savaşı insanlık kadar eskidir diye haklı çıkarmak isteyen
    Bilsin ki, barışı insanlık kadar yenidir diye övünüyorum ben
    Kanayan bir Orta Doğu ikindisiyle açıklıyorum gizli güllerimi
    Korkusuz kır çiçekleri önünü keser kesmez
    Savaşçı diz çökecek göreceksin
    Ey kin ve kibir bekçileri
    Şafak; sizin ateşiniz üzerinde doğruluyor şimdi
    Rüzgârın çarmıhında donardı anılarımız
    Şimdi bir buğusun artık zamanın teninde
    Rüzgâr: Gümüşi bir ırmaktan su içerkenki
    Yürek zaten biliyor tohumlu ölümleri
    1-3 nöbetini ölüm tutuyor askerin gözlerinde
    Bir aynaya bakakalmış gibi ardında uçup giderken hayat
    Petrolden tez tutuşur alın teri
    Ancak akrep zefiri yaraşır mürekkepliğe
    Kâğıt turnam hey, yolların durduğu görülmemiş dağ titreşirse
    Kör tarih gözümüzü oymak istiyor
    Neler mi söylüyor ölü asker? Öldüğünü söylüyor, naklen söylüyor
    Lav düşüyor dünyanın bütün ırmaklarına gül yerine
    Riyadır, ölsem damarlarım boşalır
    Böler uykuyu o ses; savaş, ah yır!
    Barış güçlü insanların yapıtıdır
    Savaş, korkakların cesaretidir
    Cesetlerdir bu ülkenin rozetleri
    Marşlarla büyür bir yanım, bir yanım hep çocuk simdi
    Çocuklarına ne yaptın diye sormuştu toprak
    Barışı üzdüm savaş çıktı
    Batar kâğıttan çocuklar kara karanfilin körfezinde
    Savaş oldu, süt bardağı kırıldı çocuğun
    Maviyi kim oldurdu, ilk kuşu onun içinde
    Acısı en çok çocuklara düşer savaşların
    -Her çocuk bir çekmece- Anneleri boğuluyor içlerinde
    Ölümcül ışıklar aydınlatacaksa geceyi -karanlık kalsın-
    Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur
    Kan saldırır kum saldırır Orta Doğu’dur yüreğim kum’saldır
    Girmeyin dizelerime gürültülü gölgelerinizle
    Kemikten zarlarla oynanan kıta kumarı
    Korkusunu apacı dener kendi yüzünde
    “Le emma ma yenfeun – Nase fimeksu fil arz” ise
    Ben bir olabilir insanım, tiksinirim başkan ve generallerden
    Burda, orda, Ur’da
    Yüzünden düşen harfte gizle beni
    Günler geçtikçe Taş’la Kitap arasında
    Debeleniyorum, Fırat’ın kanlı sularında
    Tadı derinliğimizde uğuldayan gün balı
    Savaşı istiyorum aşkla; savaş barış’sa
    Okyanus uzunluğunca petrolden bir tabutun örttüğü o karabatakla yan yana
    Sevgilim, beni kana koşan dünyadan koru
    Kurtuluş türküleri gibi insanı çarpan
    Barış kavgamızdır
    Barış, uzun aşk geceleri gibi yüce dinginlik
    Sen bozacaksın oyununu bezirganın
    Savaşı göğüsler yaşam
    Apoletlerim yok. Param var. Bana da silahlar satın;
    İşgal edeyim geleceğini barışın
    Allah allah ateş geliyor, Allah allah barış geliyor
    Silahları, silahsızlanmaları, silah satanları, can bezirganlarını anlatır bu destan
    Yazık ki kudurmuş Pentagon’un bir dişi de İncirlik
    Övmüyorum yiğitliğini senin
    İnanmıyorum yiğitlik olduğuna insan öldürmenin
    Cenge ve cengavere hayır, ölüm kusanlara, yeryüzünü karartanlara
    İnsan bitince başlar kavga
    Yaşamı ateşe vermeyin
    İnsanlar barışa barışa…
    Benim tanıdığım Savaş’la savaş körfezde rakı içer
    Ben seni öptüğüm gün istemiştim hiç ölmemeyi, söylemiş miydim?
    Seni savaş, ne zaman öptüler

     

    Haber Kaynağı;    

     


  •  


Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapınız

 

Facebook Yorumları