•  1
    Deneme

    delirmedim

      Cem KOCA    3        0         Başlığı bildir

    henüz delirmedim. sanmıyorum. vakit daha erken. öyle değil mi albayım? yani. daha hiçbir şey olmamışken. kendimi çok özlüyorum albayım. bu hayatta en çok kendimi çok özlüyorum. dağıldım çabucak. yine karıştı her şey. yine elimi yüzüme bulaştıracağım. yine darmadağın bir şeyler karalayacağım. aynı ben gibi. parça parça edeceğim kendimi. daha ne kadar parçalanabilirsin ki evladım? bir insan daha ne kadar parçalanabilirse o kadar parçalanacağım işte. devam edeceğim. belki böylece yok olabilirim. kendimi böyle azad edebilirim belki. ne dersiniz albayım? sizi de oğuz ağbi önerdi bana. kendime de bulaştırdım sizi özür dilerim. ama kimsem yoktu işte. ben de size sığındım. umarım rahatsız etmiyorumdur? ediyorsam da kusu... estağfurullah evladım. sen devam et. pekala albayım. nasıl isterseniz. ben daha önce hiç bu kadar kendimi kayboluyormuş gibi hissetmedim albayım. şimdi diyeceksiniz kaybolmanın azı çoğu mu var, ama bilmiyorum işte albayım. hayatta birden fazla his yok aslında. sadece iki tane var ve hangisine rastladığınla ilgili. ben galiba solgun olana rastladım. diğerini pek bilmem. yalan bilgi vermek istemiyorum. ama siz bilgilisiniz, bilirsiniz elbet. ben o kadar şey öğrenemedim hayattan albayım. beni aydınlatır mısınız biraz? ya da boşverin. daha fazla aklımı delirtmek istemiyorum. öğrendiklerim bana fazla bile geldi. daha doğrusu maruz kaldıklarım. çay koyuyorum kendime, bir bardak da size getiriyorum. olur. içimiz ısınsın. biraz da ellerimiz. bu hayatta en çok ellerimiz ısınsın. yoksa sigaraya düşüyoruz ya da çaya. kendimizi bırakıyoruz bunlarda. parça parça diyorduk albayım. parça parça olmakla paramparça olmak arasında sürekli gidip geliyorum. yanlış anlamayın, ne onu ne de diğerini yaşıyorum demek istemiyorum. paramparça olana kadar parçalanıyorum. sonra daha da parçalanıyorum. ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. ama henüz delirmedim albayım. sigarayı düzgün tarayabiliyorum hala. hatta saçlarımı bile düzgün sarıp yakabiliyorum hala. bir sorun yok. bir şekilde devam edebiliyorum. keşke böyle olmasaydı. işte bu yüzden kaybediyoruz albayım. artık her şeye; bir şekilde, az da olsa gibi kalıplarla yaklaşıp tamah ediyoruz. o kadar çok kırıldık ki bütünün neye benzediğini unuttuk. bizi bir şekilde, bir şeye inandıran en küçük anlara sahip çıkar olduk. oysa o sadece bir ekmek kırıntısıydı; ama bizim karnımızı doyuracakmış gibi hissettik. çünkü mutluluğun tadını unuttuk albayım. sokaklarda binlerce genç bu yüzden intihar ediyor işte. insanlar bu yüzden kendini balkonlardan aşağı atıveriyor. ben ikinci katta oturuyorum albayım. biz miyiz bunun suçlusu? biz mi istedik böyle olmasını? bizi hayatta bir başımıza bıraktılar albayım, en kötüsü cevapsız sorularla bıraktılar. bakın çayım da soğudu işte. sigaram da söndü. bana neden hala bir şey olmadı. ben de kenarda unutulmuş bir çay bardağı gibiydim albayım, bana neden bir şey olmadı? ben de küllükte unutulmuş bir sigara gibiydim ben neden sönüp gidemedim? söylesene albayım, bu içimden akan katran beni neden yok etmiyor artık? yoruldum albayım, çok yoruldum. dayanamıyorum artık. dayanacak bir an bulamıyorum. sığınacak bir anı yakalayamıyorum, tutamıyorum ellerimle; çünkü ellerim hiç boş kalmıyor sigaradan. neden böyle albayım? biz bu hale nasıl geldik demek istemiyorum lakin buna karşılık hayat böyle bir yer işte cevabını da vermek istemiyorum. kendimi kandırmak istemiyorum artık albayım. en azından kendime dürüst olayım şu yeryüzünde. birazcık da olsa buna hakkım yok mu albayım? insan kendine bile dürüst olamayacaksa şu yeryüzünde, ne anlamı kalır o zaman varoluşumuzun? haksız mıyım demek istemiyorum çünkü şu hayatta artık en son aradığım şey haklılık duygusudur. bir de onun peşinden koşup kendimi yoramam ben albayım. ne önemi kaldı ki zaten artık haklı olmanın. hak etmenin veya etmemenin. ben bu kadar acıyı hak ettim mi? oysa ki bunların olmasını ben istemedim. o gün; o öğle vaktinde, ben karşısına çıkmak istemedim onun. ben kitabımı okuyordum albayım. sonra kitabımı kenara bıraktım; ona başladım. keşke kendimi bir kenara bırakıp kitabıma devam etseydim. özür dilerim. bunları konuşmamam gerekiyordu. evet albayım. bir şey söyleyin bana? yeni bir kanun çıktı deyin mesela, konuyu değiştirin artık. düşmeye başladım, kafamı hüznümden kaldıramıyorum. derin nefes al evladım. hatta kalk. çaylar soğumuş onları dök yenisini koy. neden albayım? onlarda mı soğusun? daha kaç çay bizim yüzümüzden soğuyup gidecek böyle? daha kaç sigara kendi kendine sönüp gidecek albayım? bu hayatta neye dokunsak kıyısından köşesinden ziyan ediyoruz. sanki mutsuzluk yeni çağın cüzzamıymış albayım; bunu da insanoğluna biz bulaştırmışız. elimden gelse kesip atacağım ama damar kalbe çok yakınmış. doktorlar imkansız diyor. tıp daha o kadar ilerlememiş. bu ayıp da size yüzyıl yeter dedim, ama ben göremem. utanın dedim doktorlara. iyi demişsin evladım. sağolun albayım. öyle işte. sonra çıktım oradan geri döndüm evime. doktorlar da aynı şeyi yapmıştır diye düşünüyorum. siz gençken de bu kadar acı var mıydı albayım yoksa son yıllarda kişi başına düşen acı hissiyatında gözle görülen bir artış mı oldu? ben sanırsam birkaç kişinin payını da üzerime almışım. isteyerek yapmamışımdır. sanmam. şu yeryüzünde kul hakkına girmem albayım. günahtır. sakınırım. umarım bu yüzden günaha girmiyoruzdur. girmeyiz değil mi albayım? her neyse. ben çay koyayım. çünkü bu hayatta çay da olmasa kendi soğukluğumu nasıl gizlerdim bilmiyorum. canım yanıyor. söndüremiyorum. çünkü küllükte unutmuşum kendimi albayım. söndürün beni artık. ya da yeniden yakın. kendime geleyim. ama artık bir şeyler olsun. ben kötü biri değilim albayım. henüz delirmedim. bir şeyler için çabalıyorum. ama tırnaklarım kopuyormuş gibi hissediyorum. yaptığım en büyük kötülük çayımı soğutmak. onu da kendim için teselli ediyorum zaten. aramızda hallediyoruz. ama insanlarla aramızda geçen şeyleri halledemiyoruz. insanoğlu bir çay kadar anlayışlı olmayı bir türlü beceremedi albayım. buna da üzülüyorum. ama elimde değil. düzelmeyecek biliyorum. bir insanın insana ihtiyacı varken, en çok ihtiyaç duyduğu şeye anlayışsız olduğu bu dünyaya katlanmak çok zor. artık kitabımıza dönelim albayım. fazla ara verdik bu sefer. vakit daha erken. hadi kalkalım artık. eyvallah.


     


  •  


Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapınız

 

Facebook Yorumları