•   Özlem Ekici    2        0         Başlığı bildir

       Büyüleyici müziği ve ışıltılı performansıyla giderek daha büyük kitlelerin sevgilisi haline gelen Mark Eliyahu, 3 Kasım akşamı Bostanlı Suat Taşer Açıkhava Tiyatrosu'nda ilk kez İzmir'li dinleyicileriyle buluşacak ve Ekim ayında yayınlanacak yeni albümünü ilk kez seslendirecek.

        Müzikolojist, besteci ve tar sanatçısı babasından aldığı mirasla yola koyulan Mark Eliyahu, kemanda aradığını bulamayıp Türk, İran ve Azeri müziğine yöneldi. İrlandalı-Yunan Ross Dally ve Bakülü müzisyen Adalat Vazirov'un öğrencisi oldu, 1999'da İsrail'e yerleşti. Babasıyla birlikte "The Spirit of the East" albümünü yaptı, beraber turladı. Filarmoni orkestrasıyla birlikte Nobel Ödülü Gecesinde çaldı, Kudüs Piyor Festivali’nden Uluslararası Ud Festivali’ne, Krakow Yahudi Festivali'nden İtalya'daki prestijli Fabrica Festivali'ne dünya festivallerinde hayranlıkla izlendi, Paris Pompidou Center'daki konseri şehir efsanesi oldu. Mart 2016'da ilk Türkiye turnesinde, biletleri haftalar öncesinde tükenen konserlerinde izleyicilerini büyüledi.

    Ayrıntılar ve Biletler için: http://www.biletix.com/etkinlik/TRL15/ANKARA/tr

    Derin melodilerin adamı Mark Eliyahu Kimdir?

       1982 yılında Dağıstan'da doğan genç müzisyenin, Azeri asıllı olduğu da dedikodular arasında. Kendisi daha çocukken ailesiyle birlikte İsrail'e yerleşmiş. Bizim kemane, onların kamança dedikleri müzik aletiyle tanıştığında da henüz çocukmuş. Babası Piris Eliyahu (o topraklarda tanınan bir kabak kemane ustasıdır) ve ailenin nerdeyse tüm üyeleri müzisyen. Doğal olarak o da bu ortamda yetişmiş oluyor. Kemane derslerini Adalet Vezirov'dan alması da neden böyle başarılı olduğunu kanıtlıyor. Bu adam da dinlenir dostlar, bu adam da...

        16 yaşlarında Türk müziğine ve bağlamaya merak sarmış. Zaten kendisini dinlerken bizden birşeyler değil, çok şeyler bulacaksınız. Yakın zamanda Türkiye'den sessizce geçip gitmişliği vardır. "Keşke büyük bir konser verse" diyemeyeceğim, çünkü kimse bilsin ve "aoy nea kadaor yahuşuhluğğğ" desin istemem. Gelelim benim favorim olan eserlerine.

       Journey, Humbleness, Coming Back, Brothers Getting Together, Bayati Shiraz, I Shall Wait, Sunset, Karavan ve dinlemeye kıyamadığım bir çok eser...

       Gerçekten bazen bulduğunuz şey o kadar değerlidir ki, kıyamazsınız, hemen bitsin istemezsiniz. Büyüsü kaçacak ya, o bir kenarda dursun; seyredeyim, hayaller kurayım fakat gitmesin, bitmesin. Öyle bir şey... Mark Eliyahu böyledir. Onun müziği böyledir. Onun gibileri böyledir. Keşke sayıları Türkiye'de de çoğalsa ve biz yine onların azınlık dinleyicileri olsak. Keşke.

       Onu dinlerken bir devenin üzerinde, bir Doğu çarşısında, bir uçurtmayı ya da çok sevdiğiniz birini uyurken seyretmiş gibi olursunuz. Bunun yanında da telli çalgıların bitmek tükenmek bilmeyen hüznü, melankolisi bırakmaz peşinizi. Bir yerleri deler, deler, deler. Doğuştan yaralı kuşlar vardır ya, onların hesap. Kitap okurken, yatmadan önce, sabah kalktığımda, yolculuk yaparken... Dinlemek güzel, dinlenmek. Heleki böylesini. 

       Eliyahu'nun havası da anlayabileceğiniz gibi, "ancak bir şeye gönlünüzü verirseniz onun hakkını vermiş olursunuz" der.*

    Eğer sizin de  "içinizin içine" değecek müzisyenler koleksiyonunuz varsa buna Mark Eliyahu gibi bir kemane beyi eklemenizi ısrarla tavsiye ederim. 

     

     

    Kaynaklar: 

    http://www.kulturelf.com/

    http://www.biletix.com/

    https://www.facebook.com/StageArt-160717603991463/

     


  •  


Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapınız

 

Facebook Yorumları