•  1
    Şiir

    Oralet Felsefesi

      Usame Yördem    3        0         Başlığı bildir

    Annem büyük bir filozof.
    Her şey gelir elinden.
    Kekler, pastalar, börekler, çörekler yapar.
    Tarifi olsa, kalkıp felsefe de yapar.
    Yeni aldığı fırınında, taze taze pişirir Aristo'yu, Tales'i, Sokrat'ı
    Hitler değildi ama o, kimseyi fırına atmaya kıyamaz.
    90 derecede hayal kırıklarını pişirir, 40 derecede kurular gözyaşlarını.
    Büyük bir düşünür ve çok büyük yaşayan biri.
    Kocaman bir aynası var.
    Boyunu, posunu görebiliyor insan.
    İlk defa orda aldım, boyumun ölçüsünü.
    Bir kahvaltı sonrasıydı.
    Cok uzun günahlara sahiptim, bir metraj tadında.
    Hiçbir sevme, beni cehennemden alıkoymayacak sanıyorum.
    Oysa asıl ateş, burda baharın gelişi ile yakıp beni içine aldı.
    Çok uzun süren susmalarım da oldu.
    Hep uzun süren yorgunluklarım, hep mi hep uzun sürdü.
    Boyumun ölçüsü, bu uzunluklar ile ortalama üstüne çıkıyor.
    Çıkışır mı param, almak için, bilemem.

    Aylak bir memurdan, borç para almıştım,
    Bir kahvenin aybaşı bereketinde.
    Toplamda, dört şeker ve iki oralet devirmiştik.
    Ve işin en güzel tarafı, oraletleri o ısmarlıyordu.
    Çay, filozof içeceği gibiydi.
    Bana gitmezdi.
    Annem çay içer, bana oralet verirdi.
    Oralet felsefesini, bir şeker ve bir kaşıkla anlatırdı.
    O zaman anlamıştım, 
    Annem, büyük bir filozoftu.

    İhtimalleri sevmez, kesin sebepler isterdi.
    Kesinlik, taviz vermediği bir mutfak aracı gibiydi onun için.
    Her çoraplarımı etraftan topladığı zaman ve her uyuduğum zaman, üstümü örtmesiyle, onun kesin bir melek olduğunu anlamıştım.
    'Uyuyanın üstüne hep kar yağardı" ona göre ve o hep güneş gibi olurdu, baza ve ranzanın arasında.
    Hava ne kadar açık olursa olsun,
    İhtimaller parkına, hiç gotürmezdi beni.
    Bir gün kaçıp gitmiştim de, gece yarısı abimi de yanımda yakmıştı.
    Gece yarısında gelip, çokça defa bağırırdı :
    -Ses kesin !
    Kesmeler ve kesinlikler, onun ideolojisiydi.

    Bir rüyamda görmüştüm onu.
    'Sen sen ol, sen ol " diyordu.
    Büyük bir anlam yükledikten sonra,
    Kabuslarımın, o ciyak kasvetini dağıtmıştı.
    Annem, düşündürürken bile yemek yapmaya, çay koymaya devam ediyor.
    Benim için ziyade olmuştu artık, kapuskalar, dolmalar, karnıyarıklar...
    Ve her defasında, babamın kesesine bereket oluyor, 
    Bütün yaşantılarım, çok su verenlerim..
    Annem büyük bir filozof, 
    Ben onun öğrencisi olamayan,
    Yüzyılın en aptalı.
    Ve ben, hiç adam olmayacak,
    Büyüyünce filozof olamayacağım..
     

    Usame Yördem

     


  •  


Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapınız

 

Facebook Yorumları