•  1
    Eleştiri

    Sanat,Palyaço ve Piyasa Üçgeni

      Kara Koncalas    1        0         Başlığı bildir

     Palyaço,  Anarşist bir kavramdır, demişti, yıllar önce tiyatrocu bir ağabeyim. Palyaço, herkesin ağladığı yerde gülen, herkesin güldüğü yerde ise ağlayan, tamamen tezatlardan beslenen bir karakterdir. Geriye kalan eşyaların kullanımı ise sadece işini kolaylaştırmak içindir. Bir ''Palyaço'' bu yüzden büyük şapka, koca ayakkabılar ve burnunun üzerinde, gereksiz bir kırmızı burun taşır. Bir palyaçonun en büyük kozu kıyafeti ile, toplum ve kendisi arasında zıtlık oluşturmasıdır. 42 numara ayakkabı giyen bir insana, koca ayaklı bir palyaço bu yüzden komik gelir. Çünkü, birey kendinden olmayanı daima dışlamış ve aşağılamıştır. Organizmanın ego'su tam olarak buna müsaittir. Yani, özüne bakacak olursak palyaço, toplum tarafından aşağılanmış insanı canlandırarak, insanları güldürmeyi başarmış, bu yolla para kazanmış, sanatçı mahlasını kazanmış (Türkiye'de olmasa da çoğu ülke'de saygın yeri vardır)kişidir. Tabi, Dünyada ki saygınlığını, internet üzerinde ki bir kaç ufak yazı dışında hiç bir yerde onaylama şansı bulamadım. O yerlere gidip gözümlede göremedim. Yapabildiğim tek şey, ülkemize gelen ''Cirque Du Soleil'' gibi grupların işlerine gösterdikleri saygı ve sahne hakimiyetlerinden yola çıkarak. ''Aga, adamlarda sanata saygı var'' gözlemleme sinden öteye gitmemektedir. Bu yüzden Dünyanın palyaçoya olan bakışını bir kenara bırakıp, İstanbul'un hırçın piyasasına selam etmeliyiz.Çünkü, nadir bir kaç yer dışında Dünya başkenti İstanbul'da,  Palyaço sadece bir kalifiye elemandır.SELAM OLSUN!
        İstanbul'da Palyaçoları her yerde görmek mümkün. Bir açılışta, piknikte, doğum gününde, AVM'lerde Vb yerlerde...
        Palyaçolar, yapı gereği abartılı makyaj yaparlarken, bu piyasanın içerisinde yer etmiş kişiler renk uyumundan ve çocuk dünyasından habersizce abartıyı da abartmışlardır. Geleneksel bir bakış açısı ile bakacak olursak,palyaço makyajını süsleyen 3 renk vardır; Siyah,beyaz ve kırmızı. Bu renkler birbirleri ile uyumlu olmasının yanı sıra asıl önemi çocuklar içindir. Çocuklar, Palyaço ile televizyonlardan ya da çocuk dergilerinden tanışırlar. Burada tanıştıkları palyaçolar genellikle beyaz suratlı, kırmızı burunlu ve beyaz kısımları siyah ile sınırlandırılmış oluyor. Palyaçoyu hafızasına böyle kazımış bir çocuk, karşısında yeşil, siyah,mavi ve değişik tonlarda yapılmış ilginç makyajları görünce, o mükemmel hayal gücü ile canavarlar üretebilliyor...
       Palyaçolar, sahnede ya da doğrudan çocuklar ile gösteri yaparken, oyunlar oynarken sesini değiştirir, yumuşatır ve kelimeleri yuvarlar. Bu, çocukları gerçekten çok güldürür. Bunun yanı sıra çokta etrafında ki insanlara benzemeyen bir karakteri, çocuk karşısında sevimli yapar. Ama yine az önce bahsettiğim, piyasa içerisinde yer etmiş kişiler bu konuyu da es geçip, sesini herkese duyurmak için düz ses ile bağırdığında, çocuk ya azarlandığını ya da bir başkasını, palyaçonun azarladığını düşünebiliyor. Bu ve benzeri durumlar çocukta palyaço fobisine yol açabiliyor. Yani, piyasa şartları çocuğunuzun psikolojik sağlığını tehdit edebiliyor.
       Peki, bu piyasada düzgün Palyaçolar yok mu ? dediğim gibi nadiren rastlamak mümkündür. Ama, bir kostüm bulan üniversite öğrencisinin çok cüzzi rakamlar ile işlere gittiği, şirketlerin ''Ya bir şekilde oyala'' yaklaşımı ile mahalleden arkadaşlarına kostüm giydirip işe gönderdiği, rutin piyasa kuralları ile işini iyi yapanın değil, ucuza çalışanların işlere gönderildiği bir ortamda, Palyaçoluğun Sanatsal anlam ve önemini Piyasa şartlarında ''Kalifiye'' eleman seviyesine indirgenmesi kaçınılmaz oluyor.
       Suç elbette ki sadece Piyasa şirketleri, kalifiye elemanlar ve vazgeçen bizlerde değil. Madalyonun öteki yüzünü teşkil eden kısımda, bütün şaşası ile Aileler duruyor. Çocuklarına verebildikleri tek duygu kibir olan aileler...
       Aileler, Palyaçoyu, dedikodu yaparken ayak altında dolaşan çocuklar olmasın diye, misafirlerine hava atalım diye, ya da daha korkuncu, çocuğu sadece Palyaço tekmelemeyi seviyor diye çağırıyorlar ( Tabi nadirliğini korumak ile beraber Palyaçonun ne demek olduğunu, çok iyi bilen ailelerin varlığıda yadsınamaz... )
       İşin daha da vahim yanı, işini iyi yapan Palyaçoların da piyasalaşmış olması. Bunlar hem bu işi piyasalaştırmış hem de bu kötü gidişattan şikayet eder olmuşlardır.  Artık sadece parmak ile sayılacak düzeyde iyi iş yapan şirket ve onların değerli Palyaçoları kalmıştır. Her tarafı karanlık bir kuyuda, bir kıvılcım her ne kadar ümit verse de, karanlığın bu zifiri tonu, direnme isteğini yok ediyor...
       Palyaçolar, çokta değer görmeyen ''Sanatın ve Sanatçının'' üvey çocuğu olmuş, hatta bir cami avlusuna bırakılıp kaçılmıştır. Sanat, Palyaço ve Piyasa üçgeni, artık gerçek Palyaçolar için, içinden çıkılmaz bir Şeytan üçgeni olmuştur. Palyaçoluklarını, aldıkları yövmiye ve bu işte geçirdikleri süre ile kıyaslayanlar olduğu sürece bu böyle kalacaktır. Unutmadan palyaçoluk bir meslekten zlyade yaşam tarzıdır! Saygılar...
     

     


  •  


Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapınız

 

Facebook Yorumları